Kampanya sezonu başka bir oyun. Normal günlerde “idare eden” altyapı, indirim gününde bir anda sınırına dayanır. Çünkü kampanya trafiği sadece artmaz; dalga dalga gelir, sepete ekleme/ödeme gibi ağır işlemleri üst üste bindirir ve en ufak gecikmeyi büyütür.
Bu rehber, yüksek trafik + vds sunucu kararını “hissiyata göre” değil, ölçülebilir sinyallere göre vermen için yazıldı. Eğer kampanya günlerinde ziyaretçi var ama satış kaçıyorsa, sorun çoğu zaman reklamda değil; altyapının pik yükü taşıyamamasındadır. Bazı durumlarda küçük optimizasyonlarla nefes alırsın. Ama bazı eşiklerde paylaşımlı yapıdan çıkıp VDS’e geçmek, doğrudan gelir korumaktır.
Ayrıca “çöktü” denilen şey her zaman tam çöküş değildir. Bazen site ayaktadır ama yönetim paneli sürünür, stok güncellenmez, ödeme dönüşleri gecikir. Bu da kampanyada aynı anlama gelir: kayıp.
Bu arada, altyapının kampanya stresini kaldırması için temel kural nettir: istikrar. Bu yaklaşımı benimseyen bir hizmet arıyorsan, kesintisiz hosting hizmeti gibi sürekliliği önceleyen çözümlerle başlamak, sonra ihtiyaca göre ölçeklemek en sağlıklısıdır.
Kampanya trafiği “daha çok kişi” değildir. Daha çok kişi aynı anda demektir. Bu küçük fark, altyapının davranışını tamamen değiştirir.
Normal bir günde ziyaretçiler sayfalara dağılır. Kampanyada ise aynı saniyelerde aynı ürün sayfası, aynı sepet adımı, aynı ödeme sayfası çalışır. Üstelik kullanıcılar kararsızdır; sayfayı yeniler, filtre değiştirir, varyasyon dener. Bu da sunucuya “tek seferlik” değil, art arda istek bindirir.
Bir de işin görünmeyen tarafı var. Kampanyada sadece ziyaretçi artmaz; arkada kuyruklar büyür. E-posta bildirimleri, stok kontrolü, kargo hesaplamaları, ödeme doğrulamaları… Her şey aynı anda tetiklenir. Bu yüzden “günlük ziyaretçi sayısı” tek başına karar verdirmez; asıl belirleyici eş zamanlılık ve işlem yoğunluğudur.
Pik yük mantığını şöyle düşün. İki saatlik bir indirim penceresinde günün trafiğinin yarısı gelebilir. Yani ortalama değil, zirve belirler. Ortalama CPU %20 görünen bir sistem, pik anında bir anda %95’e vurup her şeyi kilitleyebilir. Kampanyayı kazandıran da kaybettiren de bu birkaç dakikadır.
Çöküş genelde sessiz başlar. İlk sinyal küçük gecikmelerdir. Sonra hatalar görünür.
En bilinen işaretler 502 ve 504’tür. 502 çoğu zaman “upstream” tarafında, yani web sunucusu ile uygulama/PHP arasında iletişim koptuğunda çıkar. 504 ise zaman aşımıdır; istek işlenememiştir çünkü arka taraf yetişememiştir. İkisi de kampanya anında müşterinin gözünde tek şeye dönüşür: “site bozuk”.
Timeout sadece kullanıcıda olmaz. Yönetim panelinde de olur. WordPress/WooCommerce kullanıyorsan, kampanyada admin tarafında ürün düzenlemek, sipariş ekranına girmek, eklenti sayfası açmak bile eziyete dönebilir. Bu, operasyonu yavaşlatır. Operasyon yavaşlayınca da kampanya yönetimi elinden kaçar.
Başka bir belirti de “site açık ama satın alma yok” durumudur. Sepete ekleme gecikiyorsa kullanıcı sabretmez. Ödeme sayfası yavaşsa kullanıcı güvenmez. Ödeme dönüşleri geç düşüyorsa sipariş “yarım” kalır. Kampanyada bir saniye bile psikolojiktir.
Bazen hata sayfası bile görmezsin. Ama sayfa “çıt” diye durur. Bu anlarda genellikle veritabanı sorguları uzamıştır, disk I/O bekliyordur ya da PHP süreçleri kuyruk olmuştur. Yani sorun sadece front-end değildir; arka tarafta bir tıkanma vardır.
Darboğaz tek bir yerde olmaz. Çoğu zaman zincir gibi ilerler. Bir halka zorlanınca diğerleri de etkilenir.
CPU, “aynı anda kaç iş yapabildiğini” belirler. Kampanyada PHP süreçleri, arama/filtreleme, dinamik fiyat hesaplama gibi işler CPU’yu yükseltir. CPU tavana vurunca kuyruk oluşur, yanıt süreleri uzar ve sonunda timeout gelir.
RAM, nefes alanıdır. Yeterli RAM yoksa sistem swap’e düşer. Swap başladığında her şey ağırlaşır. Çünkü disk, RAM yerine çalışmaya zorlanır. Kampanya gününde “birden site yavaşladı” şikayetinin arkasında çoğu zaman bu vardır.
IO (disk I/O) ise sessiz katildir. NVMe gibi hızlı disklerin farkı kampanyada ortaya çıkar. Çünkü sepet, oturum, cache dosyaları, veritabanı yazmaları aynı anda artar. Disk gecikmesi yükselince veritabanı yavaşlar; veritabanı yavaşlayınca uygulama yavaşlar; uygulama yavaşlayınca web sunucusu bekler.
Bu üçlüye ek olarak ağ (network) ve veritabanı ayarları da tabloyu etkiler. Ama karar verirken temel ölçüm şudur: Kampanya anında hangi kaynak sürekli %80-90 bandında kalıyor ve düştüğünde sistem toparlıyor? İşte o senin darboğazındır.
Paylaşımlı altyapı maliyet avantajı sağlar. Ama kampanya gibi yoğun dönemlerde en büyük riski “komşu etkisi”dir. Yani aynı fiziksel kaynakları kullandığın diğer sitelerin davranışı seni de etkileyebilir.
Paylaşımlı ortamda kaynaklar bölüşülür. Normalde adil çalışan limitler, pik anında dalgalanma yaratabilir. Senin siten anlık yüklenir; aynı anda başka bir site de yüklenir; planlanan kaynak paylaşımı sıkışır. Sonuç, senin tarafında “ben bir şey yapmadım ama site yavaşladı” hissidir.
Bir diğer konu, ölçekleme esnekliğidir. Paylaşımlıda CPU/RAM sınırları bellidir. Yükseltme çoğu zaman paket değişimidir ve her paketin tavanı vardır. Kampanya günü “hemen RAM arttırayım” diyemezsin. Ayrıca özelleştirme alanın da sınırlıdır; örneğin web sunucusu ayarları, PHP-FPM süreç yönetimi, MariaDB tuning gibi konular genellikle senin kontrolünde olmaz.
Kampanyada sürdürülebilir olan şey kontrol edilebilirliktir. Paylaşımlı, stabil günlerde iyidir. Ama yoğun dönemlerde “değişkenliği” artırır. Bu yüzden yüksek trafik hedefleyen markalar, özellikle satışın yoğunlaştığı günlerde daha öngörülebilir bir yapıya ihtiyaç duyar.
Kararı duyguyla vermek pahalıya patlar. Ölçümle vermek kazandırır. VDS’e geçiş için pratikte üç net sinyal vardır:
Bu üç sinyalin ikisi sende varsa, “geçelim mi” değil “nasıl geçelim” sorusu daha doğrudur. Çünkü kampanyada kaybedilen satış, genellikle bir aylık altyapı farkından daha pahalıdır.
İşin iyi tarafı şu: VDS’e geçince sadece kapasite artmaz. Kaynaklar izole olur, ayarları özelleştirebilirsin ve kampanya gününe özel plan yaparsın. Bu yaklaşımı, ölçeklenebilir bir çizgide sunan kurumsal vds çözümleri gibi seçenekler de karar sürecini kolaylaştırır.
VDS seçerken “en yüksek rakam” tuzağına düşmek kolaydır. Kampanya gününde asıl değer, sürekli aynı performansı vermektir. Yani stabilite.
Önce sanallaştırma ve kaynak garantisine bak. VDS’in gerçekten ayrılmış CPU çekirdeği ve garantili RAM sunması önemli. “Burst” gibi kısa süreli yükselmeler güzel görünür ama kampanya uzun sürdüğünde anlamını yitirir.
Disk tarafında NVMe çok kritik. Çünkü yoğun sipariş akışında veritabanı ve cache sürekli okur-yazar. Sadece kapasite değil, gecikme değerleri (latency) de önemlidir. Kampanyada “site açılıyor ama ödeme yavaş” sorununun arkasında çoğu zaman disk gecikmesi çıkar.
Network ve bağlantı kalitesi de stabilitenin parçasıdır. Trafik artınca sadece sunucu değil, ağ da sınanır. Paket kaybı, ani gecikme sıçramaları, upstream yönlendirme problemleri kampanya deneyimini bozar. Bu yüzden sağlayıcının ağ altyapısı ve DDoS koruması gibi konular göz ardı edilmemeli.
Yazılım uyumluluğu da önemli bir kriter. cPanel/Plesk gibi panel seçenekleri, PHP sürümleri, LiteSpeed/Nginx tercihleri, yedekleme yaklaşımı… Kampanyadan önce test edebilmek istersin. Ayrıca destek kalitesi kampanyada altın değerindedir; çünkü sorun çıktığında “bilet sırası” değil, hızlı müdahale gerekir.
Son olarak, büyüme yolunu sor. Bugün 4 vCPU yeterli olabilir. Yarın kampanyada 8 vCPU gerekebilir. RAM’i artırmak, diski büyütmek, IP eklemek, snapshot almak… Bu adımların ne kadar hızlı ve sorunsuz yapılabildiği stabiliteyi belirler.
Geçiş, sadece “dosyaları taşıdım” değildir. Kampanyadan önce yapılacak geçişte hedef, görünmez ve kontrollü bir devirdir. En kritik konu planlamadır.
İlk adım TTL’dir. DNS TTL değerini kampanyadan günler önce düşürmek, yönlendirme değişince kullanıcıların hızlı yeni sunucuya gelmesini sağlar. TTL yüksek kalırsa bir kısım kullanıcı eski sunucuda kalır; bu da “bende açılıyor sende açılmıyor” karmaşası üretir.
Sonra senkron gelir. Dosyalar ve veritabanı aynı noktada buluşmalıdır. Canlı sitede sipariş akarken taşıma yapıyorsan, final senkronu iyi yönetmen gerekir. Aksi halde sipariş kaydı, stok düşümü, kullanıcı oturumu gibi verilerde tutarsızlık oluşabilir.
Test aşaması atlanmamalı. Yeni sunucuda site açılıyor mu değil; kampanya senaryoları çalışıyor mu diye bakılır. Sepete ekleme, ödeme, kargo hesaplama, kupon uygulama, e-posta bildirimleri, webhook’lar, ödeme dönüşleri… Bunların her biri ayrı bir kontrol noktasıdır. Burada “hızlıca bakıp geçmek” yerine, kısa ama gerçekçi test yapmak daha güvenlidir.
Geri dönüş planı da şarttır. Her şey yolunda gitse bile “plan B” hazır olmalıdır. DNS’i geri alabilmek, eski sunucuyu bir süre kapatmamak, yedekleri doğrulamak, kritik konfigürasyonları not etmek… Bunlar panik anında hayat kurtarır.
Kampanyaya yakın geçiş yapacaksan, mümkünse en yoğun günlere değil; öncesindeki daha sakin günlere planla. Çünkü geçişin kendisi de bir operasyondur ve odak ister. Kampanya günü odak satışta olmalı, sunucu krizinde değil.
Kısacası: Kampanya dönemlerinde yüksek trafik yönetimi “site açılıyor mu” sorusundan daha büyüktür. Ziyaretçinin geldiği, sepete girdiği, ödemeyi tamamladığı o kritik dakikalarda sistem stabil kalmalı. Eğer paylaşımlı yapı sana artık dalgalanma yaşatıyorsa ve pik yükte hata üretiyorsa, VDS’e geçiş bir lüks değil, kampanya gelirini koruyan bir zorunluluk haline gelir.
Reklam & İşbirliği: [email protected]